Dizinin ana karakteri Rivyalı Geralt, bir “witcher”, yani genetik olarak değiştirilmiş bir canavar avcısıdır. Küçük yaşta yetim bırakılan Geralt, Kaer Morhen adlı bir kalede diğer witcher’larla birlikte acımasız bir eğitimden geçirilir. Bu eğitim sırasında, “Mutajen Deneyi” adı verilen bir süreçten geçerek insanüstü refleksler, güç, dayanıklılık ve iyileşme yeteneği kazanır. Ancak bu güçlerin bedeli vardır: Geralt duygularını bastırmak zorunda kalır ve toplumdan dışlanır. İnsanlar ondan korkar, ona canavar gözüyle bakar. Fakat Geralt, içinde taşıdığı merhamet ve adalet duygusuyla, dünyanın karmaşası içinde kendi doğrularına tutunmaya çalışır.
Yennefer of Vengerberg, dizinin ikinci ana karakteridir. Yennefer, doğuştan kambur, yüzü asimetrik ve hor görülen bir genç kızdır. Büyüye yatkınlığı fark edildiğinde, Aretuza adlı büyücü okuluna götürülür. Burada ağır bir eğitimden geçer, ama en sonunda büyük bir bedel ödeyerek güzelliğini ve gücünü kazanır. Bu dönüşüm sırasında doğurganlığını kaybeder ve asla çocuk sahibi olamayacağını öğrenir. Yennefer’ın hikâyesi, kimliğini arayan, geçmişiyle hesaplaşan ve özgür iradesini geri kazanmaya çalışan bir kadının hikâyesidir. Zamanla Geralt ile karmaşık bir aşk ilişkisi yaşar. Bu ilişki, tutku, kader ve kayıplarla doludur; ikisi de birbirlerini sevseler de yolları sık sık ayrılır.
Prenses Cirilla (Ciri), Cintra Krallığı’nın genç varisidir. Çocukluğunu büyükannesi Kraliçe Calanthe’nin koruması altında geçirir. Ancak Nilfgaard İmparatorluğu’nun Cintra’yı işgal etmesiyle her şeyini kaybeder. Şehir yıkılır, ailesi ölür ve Ciri kaçmak zorunda kalır. Kader, onu Geralt’a yönlendirir. Çünkü yıllar önce Geralt, “Sürpriz Yasası” (Law of Surprise) adlı kadim bir geleneğe göre, Ciri’nin kaderiyle kendi kaderini istemeden bağlamıştır. Ciri, “Yaşlı Kan” (Elder Blood) denilen antik bir güce sahiptir. Bu güç, ona boyutlar arasında geçiş yapma ve zamanın ötesine erişme yeteneği verir. Ancak bu güç, aynı zamanda birçok kişi için onu bir hedef haline getirir. Krallar, büyücüler ve karanlık yaratıklar onun peşindedir.
Dizideki hikâye, politik oyunlar, büyü savaşları ve ahlaki çatışmalarla örülüdür. İnsanlar, güç uğruna birbirini yok ederken, doğaüstü varlıklar bu kaostan faydalanmaya çalışır. Geralt, Ciri’yi bulduğunda, onu kendi kızı gibi sahiplenir ve korumaya ant içer. Aralarındaki bağ, sadece bir kader bağı değil, aynı zamanda gerçek bir aile sevgisine dönüşür. Yennefer, kendi içsel boşluğunu doldurmak isterken Ciri’yi koruma görevini üstlenir. Böylece üçlü arasında hem duygusal hem de kader temelli güçlü bir bağ kurulur. Dizinin ilerleyen bölümlerinde savaşlar büyür, büyücüler konseyi içinde ihanetler yaşanır, insan krallıkları birbirine düşer. Geralt, tarafsız kalmaya çalışsa da sonunda dünyanın kaderini değiştirecek olayların tam ortasında bulur kendini. “Canavar avcısı” olarak başladığı yolculuk, onu insanlığın en derin sorularıyla yüzleştirir: Gerçek canavar kimdir — yaratıklar mı, yoksa insanlar mı?
The Witcher, yalnızca fantastik bir macera değil; insan doğasının karanlık yönlerini, güç arzusunun yıkıcılığını ve kaderin kaçınılmazlığını sorgulayan felsefi bir hikâyedir. Geralt, Yennefer ve Ciri’nin yolları bir kez kesiştiğinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz; onların hikâyesi, hem kişisel hem de evrensel bir mücadeleye dönüşür — iyiliği, sevgiyi ve insanlığı koruma mücadelesine.